Çocuk Cerrahisinin tarihi

Antalya çocuk cerrahisi tarihi
Bu sayfada Gürsel Ateş Tarafından yayınlanmış Çocuk Cerrahisi tarihi makalesini inceleyebilirsiniz.
Felix Wurtz 1663 yılında İsveç’te yayınladığı “Yenidoğmuşun Defektleri ve Bakımı” kitabı ile çocuk cerrahisinin bu bölümü hakkındaki ilk yazılı dökümanı ortaya koymuştur. (1)

1870 yılına kadar hasta yenidoğanların bakımı önemli bir sorun olarak görülmemiştir. Çünkü o tarihe kadar bu bebekler kendi halinde ölüme bırakılmaktaktaydı. 1870-1871 yıllarındaki Fransa-Prusya savaşı sonrasında Fransız erkek nüfusundaki hızlı azalma ve Orta Avrupa’da hızla artan nüfusa sahip Almanya’nın tehlike olarak görülmesi ” hasta bebeklerden mümkün olan hepsinin kurtarılması” görüşünün ağırlık kazanmasına yol açtı. (2) Bu yenidoğanlar için o yıllarda üç önemli problem mevcuttu ; Soğuğa dayanıksızlık, enfeksiyon ve beslenme yöntemlerinin yetersiz kalması.

1880 yılında Tarnier, Paris Maternity Hospital’de ilk inkübatörü geliştirerek bu bebekler için uygun ısı ortamını oluşturdu. Yine Tarnier, 1884 yılında beslenme problemi olan bebeklerde gavajla beslenme yöntemini tanımladı. 1898 yılında Pierre Budin, çapraz enfeksiyonu azaltmak amacıyla prematüre hemşirelerinden oluşan bir ekip kurarak bu bebeklerin bakımında kullandı. (3)

  1. Dünya savaşı öncesi yıllarda Yenidoğan cerrahisine ilgi duyan ve bu konuda çalışmalar yapan üç önemli isim mevcuttu. Boston’dan William Ladd ve Robert Gross,Londra’dan Dennis Browne. (4)

Yenidoğan cerrahisi başlangıçta izole bir dal olarak oluşmamıştır. Bu hastalar prematüre, ağır hasta bebekler ve deforme infantlarla birlikte kabul edilmiştir.

Henüz Avrupa’da 1940’lı yıllarda yenidoğan cerrahisinde ölüm hızı % 100’lere yakınken Amerika’dan Ladd ve Gross tarafından bu çocuklardaki ölüm oranı % 50 olarak yayınlandı. Bu sonuç Avrupa’da önceleri şüphe ile karşılandı. 1944’te Haight ve Towsley Özefagus atrezisinde ilk başarılı hastayı yayınladılar. (5)

Richam 1952 yılında İngiltere’deki 14 merkezden topladığı verileri inceleyerek, cerrahi yenidoğan ölüm oranının % 61 olarak gerçekleştiğini ve bu ölümlerdeki en önemli faktörün ameliyat sonrası bakımdaki yetersizlik olduğunu yayınladı. (6)

Bu sonuçları değerlendiren Richam 1953 yılında Liverpool Alders Çocuk Hastanesinde ilk yenidoğan cerrahi ünitesini kurdu. Bu ünitenin çalışmaya başlamasıyla; İntestinal Obstrüksiyonlardaki (Barsak düğümlenmesi) ölüm oranı ilk üç yıl içinde % 78’den % 26’ya düşerken, 2500 gramın altındaki cerrahi yenidoğan ölüm oranı % 100’den % 26’ya indirildi. 4 yıllık çalışmadaki toplam mortalite % 42 olarak yayınlandı. (7)

1950’li yıllardan sonra yenidoğan cerrahisinin pek çok problemi hızla çözümlenmiştir. Çocuk cerrahisinde operasyonlara bağlı ölüm çok az düzeye indirilmiştir. Özefagus atrezisi,Gastroşizis gibi önceleri ölümcül kabul edilen hastalarda prognozu etkileyen ek bir malformasyon olmadığı takdirde ölüm oranı % 0’a yaklaşmıştır. (8)

Ülkemizde Çocuk cerrahisi ile ilgili ilk yazılı doküman olan Şerafettin Sabuncuoğlu’nun 1465 yılında yazdığı Cerrahiye-i İlhaniye adlı kitabında, yenidoğan hastalıkları olan anüs anomalileri,damak-dudak yarığı,fıtık,hidrosel,ensefalosel ve vagen yokluğu gibi anomalilere ait çizilmiş minyatürler mevcuttur. (9)

Çocuk Cerrahisi 1960’lı yıllara kadar ortopedinin bünyesinde gelişmiştir. 1931 yılında Ord. Prof.Dr.Arif Şakir Şakar tarafından İstanbul üniversitesi bünyesinde Çocuk cerrahisi ve ortopedi dersleri verilmeye başlanmıştır. İlk Çocuk Cerrahisi ve Ortopedi kliniği 1933 yılında Haydarpaşa’da açılmıştır. (10)

Ülkemizde Çocuk cerrahisi ancak 1961 yılından itibaren müstakiliyetini kazanmaya başlayarak ortopedi, Üroloji ve Genel cerrahinin gölgesinden kurtulma çabası vermiştir. Son 30 yıl içindeki çocuk cerrahisinin gelişimine paralel olarak yenidoğan cerrahisindede gelişmeler sağlanmıştır. Bugün Üniversiteler ve Sağlık Bakanlığı bünyesindeki pek çok hastanede yenidoğan cerrahisi uygulamaları yapılmaktadır.

  1. Ruhrah Journal .Pediatrics of the post P.B. Hoeber 1925 New York
  2. Peter B.Richam,J.of Ped Surgery. Vol 27,No:1 January 1992 pp 1-
  3. Budin P. Le Nourissson Octave Dom.1900
  4. Ladd WE Philadelphia P.A.Saunders 1941
  5. Browne D.Proc.r.soc.Med. 44:623,1952
  6. Haight C. Towsley aa:Congenital Atresia of the Esophagus Lancet 2:243,1947
  7. Richam PP,Neonatal Surgery Lancet 1:332,1952
  8. Richam PP.New surg. unit Hosp.London 49:137 1953
  9. Numanoğlu İ.Cerrahiye-i İlhaniye J.of Ped Surgery 8:547,1973
  10. Numanoğlu İ.Çocuk cerrahisi,Ege Üniv.Tıp Fak. Yayınları 1983,sayfa 8

AŞAĞIDAKİ MAKALE ÇOCUK CERRAHİSİ DERGİSİNDEN ALINMIŞTIR

ÖZET

Çocuk cerrahisinin Anadolu’da başlangıcı oldukça eskidir. Sümerlerden Egedeki İyonya uygarlığına, Bizans’dan Osmanlı dönemine değişik aşamalardan geçerek ve olgunlaşarak gelmiştir. Cumhuriyet dö- neminde ise bugünkü çağdaş düzeye ulaşmıştır. Bu çalışma, Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği tarafından programlanan projeler kapsamında gerçekleştiril- miştir. Değişik dokümanların, belgelerin taranması ve eğitim kurumlarımızın yöneticileri ile yaşayan ve kaybetmiş olduğumuz kurucu hocalarımızdan alınan bilgilerin bir sentezidir. Makalenin yazarı, TÇCD’nin

verdiği bir görev nedeni ile çeşitli belgelerin ve de- ğerli eğitim kurumlarımızdan ve eğiticilerimizden alının bilgilerin derleyicisidir. Çalışmanın gerçek sa- hibi, gelmiş ve geçmiş tüm meslektaşlarımızdır. Gereç ve Yöntem Bu çalışmanın ortaya çıkmasında, eski Sümer uy- garlığı ile ilgili dokümanlardan (1), tıp tarihi ile ilgili kaynaklardan, Şerafeddin Sabuncuoğlu’nun el yaz- ması Cerrahiye-i Ilhaniye’den (4,11), Anadolu’da çe- şitli zamanlarda hazırlanmış ve hüccet ismi verilen ameliyat onam belgelerinden (2,3,8,13), Prof. Dr. İhsan Numanoğlu ve Prof. Dr. Akgün Hiçsönmez’den alı- nan bilgilerden ve ülkemizde çocuk cerrahisi eğitimi veren kurumlarımızdan alınan resmi belgelerden ya- rarlanılmıştır.

Araştırma

Adres: Prof. Dr. S.N. Cenk Büyükünal, İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı, İstanbul Alındığı tarih: 16.01.2012 Kabul tarihi: 19.03.2012 Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):55-66, 201056Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):55-66, 2010

Bulgular Canan Ağartan’ın araştırmalarına göre bu günkü sı- nırlarımıza yakın olan bölgede erişebildiğimiz ilk belge, ünlü Sümer efsanesi Enki ve Nimnah ile ilgili kil tabletlere dayanmaktadır (1). M.Ö 3500 yıllarına ait olan bu dokümanlarda, ambigus genitalia ve üri- ner inkontinansı olan anomalili bebeklerden söz edil- mektedir. M.S 130-199 yıllarında Bergama’da yaşayan Galen, “hipospadias” sözcüğünü ilk kez kullanmış olan he- kimdir. Galen, hipospadiastaki kordi sorununa ve cin- sel girişim sırasında ejekülatın uterus ağızına doğru düz bir biçimde püskürememesi sorununa değinmiştir (7). M.S 325-403 yıllarında yaşamış Bizanslı cerrah Ori- basius, hipospadiasın tam bir tanımını yapmış ve tedavide, ektopik üretranın glansın tam orta yerine gelebilmesi için, glansın distal bölümünün kesilip çı- karılmasını önermiştir (10). XV. yy. ortalarında Amasya’da yaşayan Şerafeddin Sabuncuoğlu’nun, 3 ciltlik el yazması, Cerrahiye-i Ilhaniye isimli eseri içinde çocuk cerrahisi açısından önemli olan sünnet ve sünnet hataları, hipospadias, yapışık labia minora, kasık fıtığı, anal atrezi, fazla parmak, interseks, jinekomasti, kasık fıtığı, kısa dil frenulumu, ortopedik girişimler gibi bazı konular de- tayları ile ve açıklayıcı resimler ile yer almıştır (Re- sim 1) (4,5,11,12).Bu kitap Anadolu üzerinde, çocuk cerrahisi ile ilin- tili olarak saptadığımız, geniş kapsamlı, ilk gerçek ve bilimsel belge olma özelliğini taşımaktadır. Bazı Avrupalı yazarlar kitabın Kordobalı ünlü hekim Zahravi’nin (Albucassis) beş yüzyıl önce yazdığı kitabın bir kopyası gibi göstermek isterler. Ancak, detaylar incelendiğinde Sabuncuoğlu’nun eserinde önemli ekler ve yeni görüşlerin yer aldığı kolayca anlaşılır. Bu tarihlerde Avrupa’daki sosyal yaşamda çocuk hakları ihmal edilebilir düzeyde iken, Anadolu’da ço- cukları koruyucu kurallar ve sosyal kurumlar bulunmaktaydı. Çocuk ameliyatlarından önce cerrah ame- liyatın niteliği, olası komplikasyonlar ve yan etkileri konusunda ebeveyni ya da vasi olan kişiyi bilgilendi- rirdi. Bu konuda “hüccet” denen bir onam belgesi ha- zırlanır ve ameliyattan önce bu belge kadı huzurunda tanıklar, cerrah ve çocuğun babası ya da vasisi tara- fından imzalanırdı (2,3,8,). Hüccet hem cerraha hem de hasta sahiplerine yasal yükümlülükler getiren önemli ve geçerli bir belgeydi. Resim 2’de bir hüccet örneği sunulmaktadır. Hüccet, aynı tarihlerdeki Avrupa uy- garlığında benzer örneği bulunmayan, önemli ve ayrıcalıklı bir “çocuk haklarını koruma belgesi” olarak ele alınmalıdır.

 

S.N.C. Büyükünal, Türkiye’de çocuk cerrahisinin tarihçesi

  1. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başları çocuk cerrahisi ve çocuk sağlığı açısından önemli bir ilke tanık ol- duğumuz dönemdir. Bu dönemde, II. Abdulhamid’in emri ile, kuşpalazından (difteri) kaybedilen kızı anı- sına, Hamidiye-i Etfal (Bugünkü Şişli Çocuk Hasta- nesi) kurulmuştur. Hastanede ayrı bir çocuk cerrahisi pavyonu, çocuk ameliyathanesi, çocuk cerrahisi ko- ğuşları, eczane, biyokimya ve mikrobiyoloji laboatuvarları, röntgen ünitesi (Avrupa’daki ilklerden biridir), deneysel araştırma laboratuvarı, biberon sterilizatörleri, buharlı bulaşık makinesi gibi yenilikler bulunmaktaydı

Çocuk Cerrahisi Dergisi 24(2):55-66, 2010

dılar. Ameliyatların, ilginç olgu sunumlarının hasta- nede yapılmış bilimsel çalışmaların sunulduğu bir tıp dergisi de çıkarılmaktaydı (13). Hamidiye-i Etfal Tıp Dergisi’nde o zaman yapılan çocuk ameliyatları ile il- gili verilerin yanı sıra ameliyat öncesi ve sonrası hasta resimlerine de yer verilmekteydi. Bu resimler arasın- da, çocuk üriner sistem taş ameliyatlarına önemli bir yer verilmiştir (Resim 5). Çocuk hastaların ameliyat öncesi resimleri ve ameliyat sonrası çıkan taş ile bir- likte çekilmiş resimleri bu dergide yayınlanmıştı. 1930’lu yıllar çocuk cerrahisi açısından bir başka öncülüğe zemin hazırlamıştır. Prof. Akif Şakir Şakar İstanbul Tıp Fakültesi bünyesi içinde Ortopedi ve Ço- cuk Cerrahisi Kliniği’ni kurmuştur (15). 1936’da mo- dern tıbbi görüşlere uygun ilk bilimsel kitap yine Dr. Şakar tarafından “Çocuk Cerrahisi ve Ortopedi Kli- niği Dersleri” ismi altında basılmıştır. Pilor stenozu ve tedavisi, meningomiyelosel, çeşitli ortopedik ame- liyatlar, mesane ekstrofisi, Wilms tümörü gibi hasta- lıklarla ilgili resimler, diagramlar bu kitabın kapsamı içindeydi (Resim 6). 1934 yılında, Münir Ahmet Sarpyener, Hamidiye-i Etfal Hastanesi’nde Çocuk Cerrahisi Servisi’nde ça- lışmaya başladı. Yaptığı önemli çalışmalar arasında çocuklarda dar spinal kanal ve buna ilişkin yeni bir

cerrahi tedavi yöntemini gösterebiliriz. 1958-1960 dönemi, ülkemizde çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisi ameliyatları alanında önemli bir atı- lım dönemi olmuştur. Bu dönemde, tanınmış çocuk cerrahı Herbert Eckstein Ankara’da ve Hacettepe Tıp Fakültesi’nde çalışmıştır (6,9,14). Eckstein özellikle Türk çocuklarındaki üriner sistem taşları konusunda yoğun çalışmalar gerçekleştirmiş (Resim 7) ve 30

S.N.C. Büyükünal, Türkiye’de çocuk cerrahisinin tarihçesi

yataklı bir çocuk cerrahisi servisi kurarak unutulmaz hizmetler vermiştir. Prof. Akgün Hiçsönmez, 1995 yılında Eckstein anısına çıkarılan Pediatrik Cerrahi Dergisi özel sayısında: “Ankara’da çocuk cerrahisi ile ilintili tüm girişimlerin arkasındaki itici güç Mr. Herbert Eckstein olmuştur.” cümlesini kullanarak, Eckstein’in verdiği hizmetleri vurgulamıştır. 1961 yılı Türk çocuk cerrahisi açısından çok önem- lidir. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Kliniği, 1961 yılında ayrı bir ünite halinde Doç. Dr. İhsan Numanoğlu’nun yönetiminde 2 asistan, 1 ha- deme ve 8 yatak ile İzmir Çocuk Hastanesi bünye- sinde hizmete başlamıştır. Daha sonra, 1980 yılında, Numanoğlu’nun planlarını bizzat yurtdışındaki göz- lemlerine göre çizdirdiği Bornova’daki modern Ege Ü.T.F. Çocuk Cerrahisi Kliniği binasında hizmete de- vam edilmiştir. İhsan Numanoğlu’nun belki de en önemli hizmeti çocuk cerrahisi ihtisası tüzüğü ile ilgili çalışmaları ve bu branşın ayrı bir uzmanlık alanı olması ile ilgili yoğun ve başarılı uğraşıdır (Resim 8,9). Ege Üniver- sitesi Çocuk Cerrahisi’nin pek çok alanda gösterdi- ği başarıların yanı sıra en önemli katkıları arasında, çocuk ürolojisi, çocuk toraks cerrahisi gibi branşlaş- malara ve bu alanların gelişmesine öncülük etmesi, çocuk yanıkları konusunda uzmanlaşma ve ilk çocuk yanık yoğun bakım ünitesinin kurulması, özofagus yanıkları konusunda ülkemiz cerrahlarına ışık tuta- cak bir birikimin oluşturulması, özellikle mesanenin işlevsel sorunları ve ürodinami konusunda uluslara- rası değerde katkı ve yayınların yapılmış olması sa- yılabilir. Bu kliniğimiz pek çok uzman ve öğretim üyesi yetiştirmiştir. Modern ve iki ciltlik kapsamlı bir eser olan Çocuk Cerrahisi kitabı da Numanoğlu tara- fından çıkarılmıştır (Çocuk Cerrahisi, Vol:1-2, Ege Üniversitesi Bornova Matbaası, 1983). Ülkemizde gerçek anlamdaki ilk çocuk ürolojisi bilim dalı da bu kurumda Prof. Dr. Acun Gökdemir’in büyük çabala- rıyla kurulmuştur. Çocuk cerrahisi gelişimi denince, çok önemli di- ğer bir isim hiç kuşkusuz, Akgün Hiçsönmez’dir. A.B.D’de çocuk cerrahisi eğitimini alan Akgün Hiç- sönmez 1963 yılında Hacettepe Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi bünyesinde ilk çocuk cerrahisi kliniğini kurarak çalışmalara başladı (Resim 10a). Babacan, konuya hâkim tavrı, birlikte çalıştığı kişilerede saygı

ve sevgi uyandırma özelliği, ülkemizde çocuk cer- rahisinin yayılması ve gelişmesinde çok önemli bir rol oynamıştır (Resim 10b,c). Kurulan yeni klinikte, Münci Kalayoğlu, Nebil Büyükpamukçu ilk asistan- lar oldular. Işık Olcay, Daver Yeker, Özden Çakmak,

Resim 10a. Hacettepe’nin ünlü yenilmez armadası. Takımın koçu: Profesör Akgün Hiçsönmez ünlü purosuyla. Oyuncu- lar: Nebil Büyükpamukçu, Işık Olcay, Selçuk Yücesan ve Nuri Kale.

Resim 10b. Akgün Hiçsönmez bir bilimsel toplantıda (Başkent Ü.T.F, 13 Ekim 2007).